4 Şubat 2010 Perşembe
FORMULA BİR FİLM ŞERİDİ
İlk özel Türk televizyonunun uydudan yayın yaptığı dönemlerde hayran olmuştum Formula1’e ve lakabı “Profesör” olan Alain Prost’a, Ayrton Senna hayranı olan milyonlara inat. Her gün bir önceki yılın bir yarışı tekrar yayınlanıyordu ve ilgiyle takip ediyordum. Tam da o yıllarda genç yetenek olarak ortaya çıkan Michael Schumacher daha sonraki dönemlerde şampiyon olmak için centilmenlik kurallarının sınırlarını hafif zorlayınca onun rakiplerinin benim favori pilotlarım olması dönemi başlamıştı. Bu liste Damon Hill, Jacques Villneuve, Mika Hakkinen, Fernando Alonso diye devam etti. Ancak henüz geride bıraktığımız milenyumun ilk onluk döneminin başlarında bir pilot parlamıştı. Günümüzde aşina olduğumuz “genç ve gelecek vaadeden” pilot kavramının belki de tetikleyicisi olan Jenson Button. Böylece bir tarafım Schumacher ve dolayısıyla Ferrari’nin rakiplerini desteklerken diğer yanım Alain Prost’tan beri ilk defa tek bir ismi, yarıştığı takıma bakmaksızın tutmaya başladı. Diğer yandan senelerce küme düşmemeye oynayan kentinin takımını tutarcasına desteklediğim Button hayallerin ötesinden çıkıp şampiyon olduğunda bile birşeyler eksik kalmıştı. Yeteneğine ve rekorlarına şapka çıkartılan Schumacher olmayınca rakip olan, kazanmanın da bir anlamı kalmıyordu. Bu sene o eksik parça tamamlandı. Hoşgeldin Michael. Ne büyük rakipsin sen. Ve Formula 1. Ne ilginç bir platformsun sen ki, geçen yıl desteklediğim takım ve dehasına hayran olduğum Ross Brawn şimdi en büyük rakibim. 2010 yılında TRT’den gelecek motor sesleri Pazar konseri kadar güzel melodiler taşıyacak kulaklara. Ve İstanbul Park hiç olmadığı kadar dolacak...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)