Filmin başından sonuna anlaşılmayan ve yoruma açık dahi diyemeyeceğimiz karmaşıklığının bir açıklaması olmadığını ve bir çok şeyi kendinin de anlamadığını itiraf eden David Lynch filmleri üzerine yoğun tartışmalar yapılır ve belli bir yere de ulaşılamaz. Dolayısıyla bu film nasıl bitti sorusunu sormak da Lynch filmlerine aşina olanları çok da ilgilendirmez. Bazı filmler ise filminin sonuna kadar rassal olarak seçilen parçaları birer birer yerleştirir ve puzzle tamamlanır. Başlangıç bu iki yapının arasında yer alıyor. Filmin ortalarında sonunun açık edildiğini düşündürüyor ancak film bitince hangi noktaya ulaşıldığı konusunda derin bir tartışma fırsatı veriyor izleyicinin eline. Klasik bir yaklaşımla “kesin devamı gelecek onun için ucu açık bırakıldı” yorumları ile uzlaşıyor farklı görüşler.
Filmografisine baktığımız zaman (Akıl defteri,Insomnia, Batman başlıyor,Prestij, Kara şövalye) boşu olmayan Christopher Nolan yine bu anlamda yüksek yüzdelere sahip oyuncularla, başta Leonardo DiCaprio olmak üzere, farklı ve ilgi çekici aynı zamanda izleyiciden yüksek konsantrasyon isteyen bir film çıkartmış durumda. Fimde mantık hataları var mı bu da ayrı bir tartışma konusu olabilir ama bu tartışmaya girmek için filmi en az 2 kere izlemek gerekir diye düşünüyorum. Ama zaten filmin türü bilim kurgu olduğuna göre mantık kelimesini gündeme getirmek çok da mantıklı olmayacaktır.
Film kendini izlettiriyor mu? İzlettiriyor. Oyunculuklar başarılı mı? Başarılı. Sinema salonu serin mi? Serin. O zaman bu filme gidilir mi? Gidilir.
16 Ağustos 2010 Pazartesi
15 Ağustos 2010 Pazar
SEÇİM HEYECANI
O sabah kalktığında çok daha fazla uyumaya ihtiyacı vardı. Ama uykuya ihtiyaç duyduğu hangi sabah "ben biraz daha yatacağım" deme özgürlüğüne sahipti ki? Diğer yandan bu hamilelik önceki seferlerden daha zorluydu. Doğuma nereyedeyse 1 ay vardı ama uyumak bazen işkenceye dönüşüyordu. Sadece yarım saattir biraz daha rahattı ama uyanma vakti gelmişti. Keşke bu günleri kıpırdamadan geçirebilseydi herşey ne kadar rahat olacaktı. Fakat kocası 10 dakikadır evde terör estiriyordu hızlı davranmadığı için. O gün referandum olacaktı. Oy vereceği köy okulu çok da yakın değildi ve oraya kadar yürümek düşüncesi bile 1 haftadır uykularını kaçırıyordu. Bu tereddütünü kocasıyla paylaşacak olduğunda mezardaki ölülerin bile oy vermeye gittiği bu önemli seçime onun gitmemesine olanak var mıydı. Azar formatında söylevini dinlemişti ve sandığa gitmeme ihtimalini hayallerinden bile silmişti. Bu ülkede demokrasi vardı ve kararı halk veriyordu. Veriyordu da bir de refandumda neyin oylanacağını bilse çok daha iyi olacaktı. Kocası kaç defa söylemişti ama aklından yine uçup gitmişti. Özgür bir birey olarak evet mi diyecekti hayır mı?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)